Bipolar rahatsızlık nedir? Duygudurum bozukluğu nedir?

Bipolar bozukluk, manik ve depresif ruh hali değişimleri ile karakterize edilen kronik bir şekilde seyreden ciddi ruhsal bir rahatsızlıktır. Manik davranışlar, aşırı yüksek duygu hezeyanları şeklinde baş gösterirler ve bu rahatsızlıktan muzdarip olan kişi, çoğunlukla eşzamanlı olarak hiperaktif, heyecanlı veya sinirli bir yapıda olurlar. Bu aşamayı, az veya çok belirgin bir şekilde depresyon, depresyonlu ruh hâli, halsizlik ve üzüntü takip eder. Ruh halindeki dalgalanmalar ve değişimler, mevcut durum şartlardan bağımsız olarak geçici nöbetler halinde baş gösterirler.

İlgili kişi ve çevresi bakımından ciddi sonuçlara neden olmayan duygudurum dalgalanmaları, "siklotimi" olarak adlandırılır. Ancak, söz konusu safhaların daha şiddetli olması, bir başka deyişle manik safhaları olan, uzun süren ve yüksek duygudurum aşamaları olan depresyon durumunun, sinirlilik hali ve ani davranış değişiklikleriyle birlikte baş göstermesi hem ilgili kişi açısından, hem de çevresindeki kişiler bakımından olumsuz sonuçlara neden olurlar. Bu durum manik-depresif rahatsızlık olarak adlandırılır.

Bipolar rahatsızlık, hem kadınlarda hem de erkeklerde hemen hemen aynı sıklıkta görülürler. Hastalar çoğunlukla bu rahatsızlığın ilk nöbetlerini, 18 yaş civarında yaşarlar. Ancak rahatsızlık genellikle çok daha sonra teşhis edilir.

Bipolar rahatsızlığın nedenleri, henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Kalıtsal yatkınlık ve tecrübe edilen ağır olaylar gibi dış etkilerin belli bir rol oynadığı, düşünülmektedir. Yaratıcılık düzeyleri yüksek insanların bir çoğunluğu, bipolar rahatsızlıktan şikayetçidirler.

Bipolar Rahatsızlıklar ve Nedenleri

Birçok çalışma, bipolar bozuklukların beyin hastalıklarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bipolar rahtatsızlığa sahip bireylerin, beyin metabolizmasının ve beyinde aktarma görevlerini yerine getiren dopamin, norepinefrin, serotonin ve GABA hormonlarının normal şekilde çalışmadıkları tespit edilebilmiştir.

Her ne kadar, bipolar bozukluklar kalıtsal olmasa da, en azından bu rahatsızlığa karşı duyarlılığın nesilden nesile aktarıldığı bilinmektedir. Yaşanan ağır hayat tecrübeleri, yaşamın daha ileri dönemlerinde bu rahatsızlığın baş göstermesine yol açabilmektedir. Araştırmalar, anne veya babasından biri bipolar bozukluktan şikâyetçi olan bir çocuğun, bipolar rahatsızlığa yakalanma riskinin %10 ile %20 arasından olduğunu göstermiştir. Anne ve babasının her ikisi de bipolar bozukluktan şikâyetçi olan bir çocuğun ise, bipolar rahatsızlığa yakalanma riskini %50 ile %60 arasında yükselttiği tespit edilmiştir.

Görüntüleme teknolojileri sayesinde, bu rahatsızlığa ilişkin nöbetler sırasında hastaların beylerinin limbik sistem olarak adlandırılan bölümünde bir hareketlenme belirlenmiştir. Limbik sistem, beynin duyguların algılanmasından ve işlenmesinden sorumlu bölümüdür. Duyguların işlenmesine yönelik bu hareketlenme, bipolar rahatsızlık öncesinde neden genel olarak ağır bir olayın yaşanmış olmasının gerektiğini de destekler yöndedir.

Bipolar rahatsızlığın seyrinde, mevsimlerin de belirli ölçüde rol oynadıkları bilinmektedir. İstatistiksel olarak, yaz aylarında manik ataklar daha sık görülürken, sonbahar aylarında ise depresif atakların daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Bu mevsimsel dalgalanmaların nedenleri henüz bilinmemektedir. Anca ışık seviyesi ve serotonin düzeyinin metabolizma üzerinde etkili olarak bu farklılığa neden oldukları, düşünülmektedir.

Bipolar Rahatsızlık ve Emareleri:

Bipolar bozukluğun gözle görülebilen emareleri öncelikli olarak, bireyin bir yandan manik davranışlar, diğer yandan ise depresif davranışlar göstermesi olabilir. Bu rahatsızlığın teşhisi, genellikle süreç sırasında aşırı seviyede ve birbirinden tamamen farklı iki duygudurumun görülmesiyle konulabilmektedir. Burada sözü edilen manik davranış, şu anlama gelmektedir: Rahatsız olan kişi, kendini enerji dolu hisseder ve ruh durumu hayli yüksektir. Genellikle günde sadece 4 veya 5 saat uyur ve buna rağmen, kendisini enerji dolu hisseder. Konuşmaları bir şelale gibidir, bir konudan diğerine sıçrar. Konsantrasyon güçlüğü çeker ve kendisini megalomani olarak değerlendirilebilecek düzeyde abartır. Her şeyi abartır; çok konuşur, aşırı sosyalleşmeye çalışır, çok para harcar.

Manik davranış aşamasının ardından, depresyon ya yine direkt depresif duygudurum dalgalanmaları şeklinde  ya da tek bir depresyon safhası şeklinde baş gösterir. Bu rahatsızlıktan muzdarip olan kişiler, ardından enerjilerinin tükendiğini, motivasyonsuz kaldıklarını hissederler. Yeteneksiz ve değersiz olduklarını düşünürler. Her şeye karşı ilgi ve isteklerini kaybederler ve kendilerini bir türlü toparlayamazlar. Genel olarak, artık üzgün dahi hissedemezler ve hissizleşmeye başlarlar.

Fakat benzer şekilde, bunun tam tersi bir durum da oluşabilmektedir.  Manik davranış dalgalanmaları ile birlikte ortaya çıkan bir depresyonla veya depresyon yaşanmadan seyreden manik bir aşamayla başlayabilir. Ancak bipolar rahatsızlıkta, sadece manik aşamanın baş göstermesi ender karşılaşılan bir durumdur.

Bipolar Rahatsızlıklar ve Rahatsızlığın Genel Durumu

Bipolar bozukluk durumundaki bireyler, aşırı aktif ve coşkulu olma durumu ile öfkeli ve sinirli olma durumu arasında sürekli değişen manik aşamalar arasında dalgalanırlar. Bu sırada, daha az belirgin olan manik durumlar (hipomani) veya depresyon aşamaları da yaşayabilmektedirler.  Bipolar rahatsızlık yaşayan kişilerin %20 ile %60 arasında değişen bir bölümü, depresif ve manik kutupların arasında gidip gelmelerin yanı sıra, aynı zamanda hem depresyonun, hem de manik semptomlarının bir arada görüldüğü karışık durumlar olarak adlandırılan evreleri de yaşamaktadırlar. Bipolar rahatlıklar, kişiye özel olarak oldukça farklı şekillere ve süreçlere sahip olabilirler. Bu nedenle, klinik tablonun açık ve net bir şekilde tanımlanması ve kolayca teşhis edilmesi her zaman mümkün değildir.

Bipolar rahatsızlıklarda özellikle psikotik semptomlarla, bir başka deyişle hastanın gerçeklik duygusunun bozulması nedeniyle çevresini çarpık ve yanlış algılaması durumuyla birlikte seyrettiği durumlar, daha zor ve ağır durumlardır. Bu durum, depresyonlara kıyasla manik safhalarda daha sık ortaya çıkarlar. Bipolar rahatsızlığa sahip olan ve manik semptomlar yaşayan tüm hastaların yaklaşık olarak üçte ikisinde, kendisini sınırsız bir şekilde abartma, izlendiğine dair sanrılar, hezeyanlı düşünceler ve halüsinasyonlar gibi kişiye özel psikotik semptomlar gözlenir.

Bazı hastalarda, manik safhada coşkulu davranışlar yerine, aşırı duyarlılık ve sinirlilik ve güvensizlik belirtileri izlenir.

Hipomani durumunda, genellikle manik durumla aynı semptomlar baş gösterirler, fakat bunlar hem daha hafif ve zayıftır hem de sadece birkaç gün sürerler. Bipolar rahatsızlığı olan kişi, ne gerçekliği ne de kendi kişisel durumunu algılayabilecek durumda değildir. Her ne kadar bir hipomani, normal ruh durumunun kısa ve geçici bir yükselmesi olabilse de, aynı zamanda önemli bir manik durumun habercisi ve göstergesi de olabilmektedir. Kural olarak, hipomani durumunda bile olabildiğince hızlı ve çabuk bir şekilde terapi yoluyla duruma müdahale etmek gerekmektedir. Çünkü bu durum genellikle bir manik rahatsızlığın başlangıç aşamasıdır. Hipomanı evresini izleyen dönemde kişilerde çoğunlukla bir depresyon baş gösterir.

Ancak, bipolar rahatsızlığı olan kişiler, genellikle öncelikli olarak baş gösteren manik safhada hekime görünmezler. Zira kendilerini rahatsız hissetmezler. Ruh durumunun problemli olduğuna dair en önemli gösterge, agresif davranışlar ve inatla sürdürülen hastalığı inkâr girişimleridir. Özellikle, daha önce depresyon safhasını tecrübe edenler tarafından manik süreç adeta bir kurtuluş gibi algılanabilmektedir.

Bipolar Rahatsızlıklar ve Süreç Tipleri:

Bipolar rahatsızlıklar, tip ve şiddetlerine göre gruplara ayrılmaktadır. Hem uygulanacak tedaviye yönelik strateji  hem de uygun ilaçların seçilmesi, ilgili kişinin ne tip bir bipolar bozukluktan muzdarip olduğuna bağlıdır.

 1. Bipolar Bozukluk Tipi-I

Bipolar Bozukluk Tipi-I’de, hem manik safhalar hem de depresif süreçler baş gösterir. Depresif aşama, en az 14 gün sürer. Manik safha ise en az 7 gün sürer ve genellikle oldukça şiddetli geçerek olumsuz sonuçlara yol açabilir (borçların oluşması, evlilik problemlerinin ortaya çıkması gibi). Bu bipolar rahatsızlık tipinden, hem kadınlar, hem de erkekler hemen hemen aynı sıklıkta şikâyetçi olmaktadırlar. Toplam nüfusun yaklaşık olarak %1 ile 2’si arasındaki bir bölümü, bu rahatsızlıktan şikâyetçidir.

 2. Bipolar Bozukluk Tipi-II

Bipolar Bozukluk Tipi-II, depresif ataklarla baş gösterir. Bu kapsamda baş gösteren hipomanik aşama, en az 4 gün sürer. Toplam nüfusun yaklaşık olarak %2’si ile 4’ü arasındaki bir bölümünde,

Bipolar Bozukluk Tipi-II rahatsızlığı yaygın olarak görülür.

 3. Hızlı Değişen Döngüler

“Hızlı Değişen Döngüler”, on iki aylık bir süreç içerisinde dört defa veya daha fazla sayıda, manik durum, hipomani veya depresyon safhasının baş göstermesini ifade etmek için kullanılır. Bu safhalar, aynı zaman karışık safhalar hâlinde de baş gösterebilirler. Hastaların sadece %20’lik bir bölümünde, hızlı değişen döngüler durumu rahatsızlığın başlangıcından itibaren baş gösterir. Ancak büyük bir çoğunlukla bu durum, ancak rahatsızlığın ileri evrelerinde gelişir. Hızlı değişim döngüleri, ekseriyetle rahatsızlığın karmaşık bir şeklidir. Ayrıca bazı hastalar safhasız aralıklarla kararsızlık ve uyum yeteneği azalması problemleri gösterme eğilimde olur. Bipolar rahatsızlığından şikâyetçi olan tüm hastaların yaklaşık olarak %15 ile 20’si arasındaki bir bölümü, hızlı değişen döngüler sorunu yaşamaktadırlar. Bu durum, kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülmektedir.

Bipolar Rahatsızlıklar ve Etkileri

Bipolar bozukluk, hastanın sadece ruh durumunun bozulması anlamına gelmemektedir. Hastalığın muzdarip kalınan tipine bağlı olarak, hastalık nöbetlerinin dışındaki dönemlerde bile hastanın hissetme, düşünme hatta hareket etme gibi günlük işlerle ve yaşamla başa çıkabilme yeteneğini de etkilemektedir. Bipolar rahatsızlığı olan kişiler, ne yanlış ne de zayıf bir kişiliğe sahiptirler. Ancak, sosyal çevreden her zaman kabul görmezler. Arkadaş çevresinin giderek azalması, eş veya hayat arkadaşlığı ilişkilerinde ayrılmalara varan anlaşmazlıkların yaşanması,  işyerinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle işini kaybetme gibi problemler yaşarlar. Sosyal hayattan giderek artan bir şekilde sürekli izole edilmeleri, kendilerinden utanma duyguları hissetmelerine neden olur.

Bipolar rahatsızlıklar, yaşam kalitesinin azalmasına neden olur. Buna ek olarak, intihar etme tehlikesi (intihar etme riski oranı, tüm yaşam dikkate alındığında %15 ile %30 arasındadır) ve bağımlı olma riskleri artar (özellikle alkol, ilaç, uyuşturucu).

Bipolar Rahatsızlık ve Terapi

Bu rahatsızlık, erken teşhis edildiğinde ve peşi sıra doğru tedavi uygulandığında, rahatsızlık nöbetleri, geciktirilebilmekte hatta tamamen önlenebilmektedir. Modern tedavi yöntemleriyle, her ne kadar mevcut semptomlarla etkin bir şekilde mücadele edilebilse ve süreçte belirgin bir iyileşme sağlansa da,  nedenlerinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu durum şu anlama gelmektedir; Bipolar bozukluklar, kronik rahatsızlıklardır ve hayat boyu tedavi edilmeleri gerekmektedir. Bipolar rahatsızlığı yaşayan kişilerin ve yakınlarının bilmeleri gereken tek şey, tedavinin sürekli ve etkin bir şekilde uygulanması durumunda, yaşam kalitelerinin belirgin bir ölçüde düzelmesidir.

Bipolar rahatsızlığın tedavisi,  kişinin rahatsızlığının hangi aşamasında olduğuna göre belirlenmekte ve ulaşılmak istenen hedeflere bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

İlaç Tedavisi

Bipolar bozukluk, her kişide kendine özel bir semptom spektrumu göstermektedir ve farklı şiddetlerde baş gösterebilmektedir. Bu nedenle, ilaç tedavisinin daima kişiye özel olarak oluşturulması önemlidir. Günümüzde temel olarak üç ana ilaç grubu kullanılmaktadır; duygudurum düzenleyici ilaçlar, antidepresanlar ve atipik anti-psikotik ilaçlar. Merkezi sinir sistemine etkileyen ve psikolojik fonksiyonlar üzerinde etkili olan bu ilaçlar, etkilerini ancak birkaç hafta düzenli kullanımdan sonra göstermektedirler. Semptomlar hemen düzelmemesi, herhangi bir etki söz konusu olmadığı zamanlarda bile, hekim tavsiyesine göre ilaçların tam vaktinde alınmasına mutlaka devam edilmelidir.

Psikoterapi

Psikoterapatik süreçler, bipolar rahatsızlıkların tedavisinde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Psikoterapatik süreçler, bipolar bozukluklarda kural olarak tamamlayıcı tedavi uygulamaları olarak kullanılmaktadır. Psikoterapi kesinlikle, ilaç tedavisinin (psiko-farmakolojik tedavi) bir alternatifi olarak görülmemelidir. Bipolar rahatsızlığa sahip kişiler, psikoterapi yardımıyla bu rahatsızlıkla nasıl başa çıkacaklarını, gün içerisinde karşılaşılan hayatın zorluklarının üstesinden nasıl geleceklerini, insanlar arası ilişkilerini nasıl daha iyi bir duruma getirebileceklerini ve rahatsızlığın nüksetmesini nasıl önleyebileceklerini öğrenirler.

Bipolar rahatsızlıklarda başarıyla uygulanan farklı psikoterapi ekolleri arasından, hasta için en uygun olanının, mutlaka bir uzman tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Bipolar rahatsızlıklarda özellikle bilişsel davranış terapisi, aile terapileri, sosyo-terapi ve hümanistik psikoterapiler oldukça önemli ve etkilidir. Ayrıca hasta yakınlarının psikoloji konusunda bilgilendirilmeleri ve tedavi süreçlerine katılmalarının sağlanması, daima tedavinin önemli bir parçası olarak dikkate alınmalıdır.

Bipolar Rahatsızlıklar ve Hastanın Yakınlarının Gereken Şekilde Bilgilendirilmeleri

Bipolar rahatsızlıklarda, hastaların yakınlarının desteği ve tedavi sürecindeki katkıları çok önemlidir. Bipolar rahatsızlığa sahip birey, rahatsızlığının seyrini takip edecek, tedaviye devam etme konusunda kendisini destek olarak cesaretlendirecek, terapilere aktif olarak katılabilecek ve peşi sıra tedavileri uygulamaya devam edebilecek güvenilir bir insana ihtiyaç duyar. Bu nedenle, hastanın yakınlarının rahatsızlığın durumuyla ilgili olarak kapsamlı şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bipolar rahatsızlığa sahip olan kişiler, günlük zorlukların üstesinden gelebilmeleri ve sosyal hayata başarılı bir şekilde entegre olabilmeleri için şefkat ve merhamet gösterilmesinden çok, daha içten bir empatiye ihtiyaç duymaktadırlar.

(Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.)

Abdullah ÖZER

(Sosyal Hizmet Uzmanı, Klinik Psikoloji Uzmanı, Aile Danışman)

Ebru ÖZER

(Uzman Psikolog, Klinik Felsefeci, Aile Danışmanı) 

KAPAT
ÖN KAYIT FORMU
Formu doldurun en kısa süre içerisinde biz sizi arayalım