Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline (sınırda olma durumu) kişilik bozukluğu, duygularda, ruh hâlinde ve insanlar arası ilişkilerde tutarsız özellikler sergilenmesine neden olan bir kişilik bozukluğu tipidir. Duygusal açıdan tutarsız kişilik bozuklukları olarak tanımlanan Borderline rahatsızlığı tipi, ciddi ve ağır bir psikiyatrik rahatsızlıktır.

Bu konuda Sosyal Hizmet Uzmanı ve Klinik Psikoloji Uzmanı Abdullah ÖZER’in İstanbul Kent Üniversitesi Yüksek Lisans çalışmasına buradan ulaşabilirsiniz: Borderline Kişilik Bozukluğu’nda Diyalektik Davranışçı Terapisi.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişiler, kendilerini deneyimledikleri dayanılması çok zor, eziyet verici olan aşırı yüksek ruhsal gerilimlere neden olan ruh durumu dengesizlikleri ve duygu dalgalanmalarının kurbanı olarak hissederler. Hastalardan birçoğu, bu gerilimleri azaltabilmek için, kendi kendilerine zarar verdikleri davranış tarzlarına yönelirler. Özellikle aşırı stres altında oldukları dönemlerde acıyı hiç hissetmezler veya çok az hissederler.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerde, kendine zarar verme, uyuşturucu kullanma ve yüksek riskli davranışlar gerginliklerini azaltmaya yönelik giriştikleri davranış bozukluklarının başında gelir.  Ancak bu davranışları, hızla bağımlılık yaratan davranışlara dönüşürler.  Borderline kişilik bozukluğuna sahip insanlar, kendilerini ruhsal olarak parçalanmış hissederler. Ayrıca kendi benlik imajlarına ve bedenlerine yönelik algıları bozulmuştur. Yalnız kalmaktan ve ilişkilerindeki tutarsızlıklardan büyük korku duyarlar ve bu korkuları onların acı çekmelerine neden olur.

Bu rahatsızlığa ilişkin bilgiler, son yıllarda oldukça artmıştır. Genetik faktörler ile erken yaşta maruz kalınan travmatik deneyimler arasındaki etkileşimin, borderline bozukluğunun gelişmesinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerden yarısından fazlası, ciddi istismarlara maruz kaldıklarını, %60’ından fazlası duygusal bakımdan ihmal edildiklerini ve hemen hemen tamamı, sosyal hayatta büyük ölçüde bir yabancı gibi algılandıklarını bildirmişlerdir.

Borderline kişilik bozukluğunun ilk emareleri, genellikle daha gençlik yaşlarında baş göstermeye başlarlar. Her ne kadar kadınların bu doğrultudaki terapilere belirgin ölçüde daha fazla katılmasına rağmen, erkeklerin ve kadınların bu rahatsızlığa aşağı yukarı eşit düzeyde sahip oldukları varsayılmaktadır. Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin %60’ından fazlası en az bir defa intihar girişiminde bulunmuştur. Bu durum da tedavinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır.

Borderline Kişilik Bozukluğunun Nedenleri

Günümüzde, genetik faktörlerin Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Benzer şekilde, bazı olumsuz yaşam deneyimleri, elverişsiz temel davranış kalıpları ve tehlikeli davranış biçimleri de bu kişilik bozukluğu rahatsızlığının gelişmesine neden olabilmektedir.  Hastaların büyük çoğunluğunun (%65) biyografilerinde cinsel tacize uğrama olayları (%65 ve/veya fiziki taciz olayları (%60) ve/veya ağır ihmal edilme tecrübeleri (%40)) görülmektedir. Bu olumsuz yaşam tecrübeleri, genel olarak daha çocukluk (erken) dönemlerinde yaşanmakta ve kişilerin, beyninde kalıcı değişikliklerin oluşmasına neden olmaktadır.

Borderline hastaların beyinlerinin, sağlıklı insanlardan kısmen farklı çalıştığı tespit edilmiştir. Bordeline hastaları ile sağlıklı insanların beyinlerinde,  diğer görevlerinin yanı sıra stres, tehlike ve kaygı sinyallerinin işlenmesinden de sorumlu olan bölgesi amigdala’da faaliyet farklılıkları gözlemlenmektedir. Beyindeki bu yapı, Borderline (sınırda) hastalarında daha küçüktür ve uyarılmaya karşı aşırı derecede açıktır.

Ayrıca Borderline (sınırda) hastalarında,  temporal lobun iç sınırında yer alan hipokampus gibi limbik sistemi gibi, diğer nörolojik yapılarında da duygusal tepkilerin yanlış yönetilmesine neden olduğu düşünülen farklılıklar  gözlenmektedir.

Bunlara ilave olarak, diğer kişilik bozukluğu hastalarında olduğu gibi, Borderline hastalarında da serotonerjik sistem aktivitesinin azaldığı ve kolinerjik sistemin ve hipotalamik hipofiz stres ekseninin daha duyarlı olduğu tespit edilmiştir.

Borderline Kişilik Bozukluğunun Rahatsızlık Tablosu

Borderline hastaları, duygusal etkilerin düzenlemesi, bir başka deyişle duygusal durumlarını kontrol etme konusunda yetersiz olma rahatsızlığına sahiptir. Bazen dayanılmaz olarak ifade ettikleri son derece rahatsızlık veren gerginlik durumlarına maruz kalırlar. Borderline (sınırda) hastaları, bu dayanılması çok zor olan durumu değiştirmek için, kendi kendilerine zarar verme gibi belirli eğilim ve stratejiler geliştirirler.

Kendilerine acı vermek için yaptıkları diğer şeylerin yanı sıra, bıçak veya jiletle ciltlerini kesmeleri veya yakarak canlarını acıtmaları gibi, kendi kendilerine zarar verme eğilimleri gösterirler.

Bunların dışında hastalar, uyuşturucuyu,  köprülerin korkuluklarının üzerinde dengede durma veya karayolları üzerinde yarış yapma gibi diğer tehlikeli davranış tarzlarını da üzerlerindeki gerilimi gidermenin bir yolu ve yöntemi olarak kullanırlar.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin,  sükûnet ve huzura duydukları özlem ve istek, onları bu kısa süreli etki gösteren stratejileri uygulamaya iter. Ruhsal gerilime maruz kaldıkları durumlarda, bu davranış kalıplarını kullanmalarına neden olur.

Bu durum ''olumsuz güçlenme'' adı verilen duruma yol açabilir. Kendi kendine zarar verme girişimlerinin etkisinin zamanla azalması nedeniyle, benzer etkiyi her defasında aynı seviyede hissedebilmek için, örneğin kendi kendini kesme girişimlerinin sayısı ve sıklığı giderek daha da artacak ve açılan kesiklerin boyutları da giderek daha da derinleşecektir, kendilerine daha fazla zarar vermeye başlamaktadırlar.

Kendi kendini yaralama girişimlerinin biçimleri, intihar etme girişimlerinden belirgin ölçüde farklıdır. Kendi kendini yaralama girişimleri, ruhsal gerilimini dindirme ve kendi iç dünyasını düzenleme amacını taşırken, intihar teşebbüsünde ise, kasıtlı olarak kendi hayatını sonlandırmayı amaçlamaktadır.

Aşırı yoğun gerginlik durumu, strese bağlı bazı etkilere neden olur ve kişinin kendi bedenine yönelik algılarını bozabilir. Hatta kişinin kendisine yönelik algısının tamamen çözülmesine yol açabilir.

Bu durum, aynı zamanda “Dissosiyasyon (çözülme)” şeklinde de adlandırılmaktadır.

Dissosiyasyon durumunda hastalarının vücudu, kesinlikle hiçbir ağrı ve acı hissetmez. Kişiler kendilerini bir sis içerisinde hissederler, sesler ve gürültülerin boğulup yok olduklarını düşünürler. Bazen kendilerini hareket edebilecek veya konuşabilecek güçleri kalmamış gibi hissederler. Benzer şekilde, bu durumdayken görsel veya işitsel halüsinasyonlar da yaşayabilmektedirler. Borderline (sınırda) hastaları, genellikle bu seslerin veya görüntülerin gerçekte var olmadıklarının bilincindedir ve bu nedenle bu “sözde halüsinasyonları” başkalarına anlatmaktan kaçınırlar.

Borderline (sınırda) hastaları, yukarıda belirtilen bu ruhsal gerginlik durumlarının yanı sıra suçluluk, utanç, bitkinlik ve kendi kendini aşağılama hissi gibi aşırı duygu karışıklığına neden olan duygular da hissederler.

  • Yaşadıkları bu duygusal karmaşa, diğer insanlarla etkileşimlerini de büyük ölçüde etkiler ve ilişki yaşamlarını sürdürebilmelerini engeller.
  • Özgüven konusunda yaşadıkları büyük dalgalanmalar, arzu edilebilecek bir ilişki kurabilmelerini ve kurdukları ilişkileri ise sürdürebilmelerini zorlaştırır.
  • Terk edilme korkusu, bu rahatsızlığın ortak özelliğidir ve Terkedilme korkuları bir varoluş problemine dönüşebilir.
  • Sükûnet ve ruhsal destek özlemiyle sosyal yakınlaşma korkusunun bir arada hissedilmesi, kararsızlığa neden olur.
  • İnsanlar arası ilişkiler alanında sürekli baş gösteren kararsızlıklar, tekrardan gerilim dolu ruhsal duruma geri dönmeye neden olur. Bu durum da, sürekli tekrarlanan bir kısır döngüye yol açar.
  • Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin, bu durumdan tek başına kurtulabilmesi çok nadir mümkün olabilmektedir.

Eşlerden birinin Borderline kişilik bozukluğuna sahip olması durumunda, sağlıklı olan tarafın Borderline hastası olan eşinin duygu, ruh durumu ve özgüven dalgalanmalarıyla genellikle baş edememesi nedeniyle, birlikteliğin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olur.

Benzer şekilde, işyerinde yaşanan insanlar arası ilişki problemleri de, sosyal işlevsellik yetenekleri üzerinde olumsuz etkilere neden olurlar.

Ancak Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin kendi kendilerini yaralama eğilimi, hastaların tamamında görülen bir durum değildir. Ayrıca bağımlılık sorunu da hastaların hepsinde görülmez. Borderline bozukluğu, ekseriyetle diğer ruhsal hastalıklarla ve bozukluk durumlarıyla birlikte baş göstermektedir.

Bu rahatsızlıkta uygulanacak tedavi tipi ve aşamaları, hastada görülen kişiye özel kriterlerin birleşimine ve şiddetlerine bağlı olarak belirlenmektedir.

Borderline (Sınırda Olma Durumu) Kişilik Bozukluğunun Tedavi Olanakları

Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu tedavisinin en önemli bileşeni, psikoterapidir. İlave olarak belirli ilaçlar kullanılır.

Başarılı bir tedavinin temel şartı, hastadaki tüm belirtilerin ve safhalarının teşhis ve tespit edilmesidir. Tedavi edilecek safhalar, önem derecelerine göre düzenlenmelidir.

Öncelikli olarak, intihar düşünceleri ve girişimlerinin önlenmesine yönelik tedaviler ve tedavinin ilerleyişine engel oluşturabilecek düşünce veya davranış kalıplarının düzeltilmesine yönelik tedaviler, uygulanmalıdır.

Daha sonrasında tedavi sıralaması, hastanın kişiye özel durumuna göre belirlenir. Sıralama, hangi terapi yönteminin seçildiğinden bağımsız olarak, terapi yöntemini seçen terapist ve hasta ile birlikte belirlenir.

Terapi sürecinde intihar düşünceleriyle veya intihar teşebbüsleriyle nasıl başa çıkılacağının belirlenmesi ve aynı zamanda, diğer kriz durumlarının nasıl üstesinden gelinebileceğinin ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Borderline Kişilik Bozukluğu’nda uygulanabilinecek Bilimsel olarak kabul görmüş Psikoterapi ekolleri:

1. Marsha Linehan’a göre Diyalektik Davranış Terapisi (DDT)

2. Anthony Bateman ve Peter Fonagy’ye göre Mental Temelli Terapi (MTT)

3. Otto Kernberg tarafından geliştirilen Aktarım Odaklı Psikoterapi (AOP)

4. Jeffrey E. Young’a göre Şema Terapisi’dir.

 Borderline Kişilik Bozukluğu’nda uygulanabilinecek İlaç Tedavisi:

Borderline bozukluğunu, tek başına iyileştirebilen herhangi bir ilaç mevcut değildir. Ancak son yıllarda, dengeleyici ve destekleyici olarak kullanılabilecek ilaçların bulunduğu tespit edilmiştir. Bunlar arasında duygudurum dengeleyiciler, bazı anti-psikotik ilaçlar, ayrıca korku ve kaygı bozukluklarına veya depresyon durumlarına yönelik SSRI (selektif serotonin alımı inhibitörleri) adı verilen ilaçlar yer almaktadır. Bu konuda tedaviyi en iyi şekilde belirleyecek ve yön verecek kişi Psikiyatristtir.

Borderline Kişilik Bozukluğunun Prognozu (Teşhise Yönelik Öngörü) ve Seyri

İyi bir prognoz (teşhise yönelik öngörü) için temel şart, rahatsızlığın mümkün olduğunca erken tespit edilmesi ve bir uzman tarafından gerekli olan ilk müdahalelerin uygulanmasıdır. Ayrıca psikoterapinin aksatılmaması ve kesintiye uğratılmaması da oldukça önemlidir.

İsviçre: Borderline Kişilik Bozukluğu Olan Kişilere Sağlanan Bakım Hizmetlerinin Durumu

İsviçre Psikiyatri ve Psikoterapi Birliği (SGPP), Dr. Sebastian Euler’in yönetimindeki bir çalışma grubu çerçevesinde Borderline Kişilik Bozukluğunun tedavisine yönelik, en güncel bilimsel tecrübeler ile uygulanabilir süreçleri dikkate alan yeni tavsiyeler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Bu tedavi tavsiyelerinin yayınlanması, İsviçre’de Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişiler bakımına yönelik önemli bir açığı kapatmaktadır.

Geçerli ve doğru tanı temelinde, Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin seçilen psikoterapi yöntemi ile,  Borderline rahatsızlığına özel olarak tasarlanan bir tedavi yöntemi uzun vadeli bir şekilde uygulanmalıdır.

Borderline kişilik bozukluğu hastaları, klinik anlamda ruhsal rahatsızlıkları olup tedavi görmekte olan insanların arasında ayakta tedavi olan hastaların yüzde 10’luk bölümünü, yatılı bakım gören hastaların ise yüzde 15 ile 25’i arasında bir  bölümünü oluşturmaktadırlar.

Borderline kişilik bozukluğu, karmaşık ve ciddi bir kişilik bozukluğu tipidir. Temel semptomları, duygularını düzenleme ve kimlik bozuklukları ile sosyal ilişkilerinin bozulmasıdır.

Aynı zamanda, hastalarda belirgin bir tez canlılık görülür. Rahatsızlıkla birlikte ilerleyen problemler, eğitim kurumları ve iş hayatı benzeri yaşamın birçok alanında sorunların yaşanmasına neden olur ve insanlar arası ilişkilerin kısıtlanmasına yol açar.

Doğru Teşhis Son Derece Önemlidir

Sadece Bordeline rahatsızlığına özel olarak tasarlanmış bir tedavinin kalıcı bir psikoterapi başarısı sağlaması nedeniyle, öncelikli olarak teşhisin doğru konulması önemli bir şarttır.

Özellikle depresyon, madde bağımlılığı ve korku bozuklukları gibi eşlik eden rahatsızlıkların ve/veya peşi sıra gelişen takipçi rahatsızlıkların bir arada bulunması durumunda, teşhisin konulmasında zorluk yaşanabilmektedir.

Bu nedenle Borderline kişilik bozukluğu diğer rahatsızlıkların yanı sıra özellikle depresif bozukluk, bipolar bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu (PTBS) ve dikkat eksikliği veya hiper-aktivite bozuklukları (ADHS) gibi diğer ruhsal rahatsızlıklardan mutlaka özenli ve dikkatli bir şekilde ayrıştırılması gerekmektedir.

Mümkün olduğunca erken teşhis konulması ve tedavinin belirlenmesi bakımından, henüz daha gençlik çağında prognoz (hastalığın ne olduğunun tespit edilmesi) uygulanması faydalı ve avantajlıdır.

Eşlik eden rahatsızlıkların (Komorbidite: Eşzamanlı seyreden hastalık) tek başlarına tedavisi, terapinin kalıcı bir şekilde başarılı olmasını sağlamaz.

Ancak, Borderline Kişilik Bozukluğu için özel olarak tasarlanan psikoterapi, eşlik eden rahatsızlıklarda da iyileşme sağlamaktadır.

Tedavinin ilk adımı, teşhise ilişkin erken görüşme yapılmasıdır.

Borderline Kişilik Bozukluğuna Özel Olarak Tasarlanan Terapi Arzu Edilen Etkiyi Gösterir

Terapi ilişkisi, psikoterapideki en önemli etken faktörlerden biridir.

Aynı zamanda, Borderline kişilik bozukluğu rahatsızlığının tedavisinde de önemli ve merkezi bir rol oynar.

Terapi çerçevesinde, hastaların kendilerine de büyük sorumluluk düşmektedir ve kendi kendilerine uygulayabilecekleri işlemlerle cesaretlendirilmelidirler.

Ancak, Borderline Kişilik Bozukluğu’na özel olarak tasarlanmış psikoterapi uygulanarak tedavisi, daima ön planda tutulmalıdır. Hastaya öncelikli olarak ayakta tedavi uygulanmalıdır.

Bu kapsamda, hastaların kendi ödev ve görevlerine ilişkin olarak terapistle mutlaka görüşmesi gerekmektedir.

Özellikle kriz durumlarına yönelik planlar ve terapi bakımından tehdit oluşturan davranışlara (örneğin intihar girişimleri, kendi kendine zarar verme gibi) ilişkin yapılması gerekenler belirlenmelidir.

Kişiye özel bazı durumlarda ise, hastanın yatılı olarak tedavi edilmesi gerekli olabilmektedir.

İlaç Tedavisi Sadece Belirli Şartlar Altında Mümkündür

Eşzamanlı olarak çok katmanlı semptomlarla birlikte seyreden rahatsızlığın karmaşıklığı nedeniyle, Borderline kişilik bozukluğuna yönelik özel olarak tasarlanmış herhangi bir ilaçlı tedavi mevcut değildir.

  • Borderline kişilik bozukluğu rahatsızlığı için onaylanmış veya faydalı olduğu kanıtlanmış hiçbir ilaç mevcut değildir.
  • Yine de, münferit durumlarda ve kişiye özel olmak kaydıyla, geçici olarak semptomlara özel ilaçlar kullanılabilmektedir.
  • Prensip olarak, ilaç tedavisi kriz durumlarıyla sınırlı olmalı ve mümkün olan en kısa zaman aralığı boyunca kullanılmalıdır.
  • Aynı anda birden fazla ilacın kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu rahatsızlığı olan hastalara yönelik bakım durumu, Almanya’da olduğu gibi İsviçre’de de diğer bozukluk durumlarına kıyasla yetersizdir.

SGPP’nin yeni yayınlanan tedavi tavsiyelerinin bu kapsamda düzelme sağlaması beklenmektedir.

Borderline kişilik bozukluğunun tedavisinde, terapi işlemlerine yönelik temel gereksinimlerin sağlanmasının yanı sıra uzman kişilerin özel durumlar için kesin ve doğru tavsiyeler vermeleri gerekmektedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu’nda multidisipliner yaklaşım çok önemlidir: Psikiyatrist, Uzman Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile Danışmanı ve Psikoterapi Uzmanı’nın birlikte çalışması çok önemlidir.

(Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.)

Abdullah ÖZER

(Sosyal Hizmet Uzmanı, Klinik Psikoloji Uzmanı, Aile Danışman)

Ebru ÖZER

(Uzman Psikolog, Klinik Felsefeci, Aile Danışmanı)

KAPAT
ÖN KAYIT FORMU
Formu doldurun en kısa süre içerisinde biz sizi arayalım