Fobiler

Fobiler, belirli durumlar veya objeler karşısında ölçüsüz derecede korku gösterilen durumlardır. Bu tip korkulara örnek olarak uçaktan, örümceklerden, diş doktorundan veya genel olarak yabancı insanlarla tanışmaktan korkma gösterilebilir. Makul olmayan korkular, bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını etkilerler. Fobilerin nasıl oluştukları, ne gibi etkileri olduğu ve bunların nasıl tedavi edilebilecekleri hakkında bilgilere aşağıdaki yazılarımızda ulaşabilirsiniz.

 Fobiler: Tanımı

Korku, genel olarak bir tehlikeye karşı gösterilen oldukça doğal bir tepkidir. Korku, sağlıklı seviyede olduğu sürece, tehlike veya tehdit durumunda, tehlikeli hissedilen ortamdan uzaklaşarak hayatta kalmamızı sağlar. Sağlıklı seviyedeki korkunun aksine, fobi düzeyindeki korkular hastalıklı bir durumun oluşmasına neden olur. Fobi sahibi kişilerin hayatlarını kısıtlamalarına neden olurlar.

 Fobi nedir?

Objektif olarak değerlendirildiğinde herhangi bir tehdit ve tehlike oluşturmayan durum ve nesnelerden korkan veya ölçüsüz derecede büyük korku emareleri gösteren kişiler, fobileri olan insanlar olarak adlandırılır. Korku rahatsızlığı olan hastalar için, bu gibi durumlara maruz kalmak, dayanılması mümkün olmayan durumlardır. Fobi sahibi kişiler eğer mümkünse, bundan tamamen kaçınırlar.

Fobi sahibi olan kişilerin bu gibi durumlardan sürekli kaçmaya ve kaçınmaya çalışmaları, hareket özgürlüklerini önemli ölçüde sınırlandırır. Korkularının boyutlarının makul olmadığını bilmelerine rağmen, bu korkularını kontrol edemezler.

Fobiler, yüksek düzeyde sıkıntı yaratırlar. Bu korkular, sadece tehlike ve tehdit düşünceleriyle sınırlı kalmaz. Ayrıca titreme, aşırı terleme, kalp çarpıntıları gibi fiziksel semptomlar şeklinde ortaya çıkarlar. Fobinin şiddetli olması durumunda, fobi sahibi kişilerin bir kısmı bu bedensel etkiler nedeniyle öleceklerinden bile korkarlar.

Korku hastalarının büyük çoğunluğu, bu şikâyetlerinin organik bir nedeni olduğunu düşünürler. Bu sebeple bir doktordan diğerine giderek durumlarına çare ararlar. Bazı hastalarda, doğru teşhis konulana ve kendilerine uygun yardım sağlanana kadar bu arayışları bazen yıllarca sürebilmektedir.

Fobilerin farklı çeşit ve türleri vardır. Fobiler tek başlarına ortaya çıkabildikleri gibi bazı durumlarda fobi kombinasyonları halinde ortaya çıkabilmektedirler. Uzmanlar, fobi bozukluklarını aşağıda belirtilen şekilde üç tipe ayırmaktadırlar. Bunlar:

  • Sosyal fobi,
  • Agora fobi
  • ve Spesifik fobiler’dir.

Sosyal Fobi

Sosyal fobisi olan insanlar, başka insanların önünde utanç verici durumlara düşmekten veya başkaları tarafından reddedilmekten büyük korku duyarlar. Bu nedenle, sosyal temaslardan ve insanların sosyalleşmesini sağlayan etkinlik ve faaliyetlerden uzak dururlar. Bu fobiye ilişkin daha fazla bilgi edinmek için, lütfen sosyal fobi başlığı altındaki bölümü okuyunuz.

Agora Fobi

Agora fobisi olan insanlar, acil bir durumda kaçabilmelerinin mümkün olmadığı veya panik atak geçirmeleri durumunda yardım alabilmelerinin çok zor olduğu yerlerde bulunmaktan büyük korku duyarlar. Bu nedenle, diğer başka yer ve alanlarla birlikte halka açık meydanlarda, büyük insan topluluklarının bulunduğu yerlerde veya sinema gibi ortamlarda bulunmaktan kaçınırlar. Bu fobiye ilişkin daha fazla bilgi edinmek için, lütfen agora fobi başlığı altındaki bölümü okuyunuz.

Spesifik Fobiler

Sosyal fobi veya agora fobi sahibi olan kişilerin aksine spesifik fobileri olan insanlar, tamamen özel bir durumdan veya belirli bir nesneden korkarlar. Bu fobilerin teker teker belirtildiği liste oldukça hacimlidir. Teorik olarak, insanlar her duruma ve nesneye ilişkin fobi geliştirebilirler. Uzmanlar, spesifik fobileri dört tipe ayırmaktadır:

  • Hayvan tipi (örneğin; kedilerden korkmak)
  • Çevresel etkenler tipi (örneğin; yükseklik korkusu)
  • Kan, iğne, yaralanma tipi (örneğin; kan gördüğünde baygınlık geçirme)
  • İçerisinde bulunulan durumla ilgili tip (örneğin; uçma ve uçağa binme korkusu)
  • Diğer tipler (örneğin; kusma korkusu)

Fobiler listesindeki en yaygın korku, köpek korkusu (sinofobi), kedi korkusu (ailüfofobi), örümcek korkusu (araknofobi) veya yılan korkusu (ofidiofobi) gibi hayvanlara ilişkin korkulardır. Bu korkular zoofobi genel başlığında ele alınırlar.

Ayrıca, dar alan korkusu da oldukça yaygın bir korku türüdür. Bu korku türüne klostrofobi veya kapalı yer fobisi de denir. Klostrofobisi olan insanlar odalarda sıkışıp kalmaktan korkarlar. Bunlarla birlikte ayrıca kusma korkusu (emetofobi) veya bakteri korkusu (misofobi) gibi çok daha sıra dışı fobiler de bulunmaktadır.

Fobi sahibi olan kişiler, bazı nesne ve durumlardan kaçınmayı başarabilmektedir. Örneğin; mesleki bakımından uçakla seyahat etmek zorunda olmayan kişiler, kolayca farklı bir ulaşım aracını tercih edebilmektedir. Ancak, bazı durumlardan ise her zaman kaçabilmek mümkün değildir. Örneğin, kişiler diş doktoruna mutlaka gitmesi gerekmektedir. Bu kaçınma yönelimi bazen oldukça fazla strese o ve günlük yaşamda ciddi sorun ve kısıtlamalara neden olmaktadır.

Ancak iğne korkusu (Trypahophobie)  veya sivri nesne korkusu (Aichmophobie) gibi fobileri olan bir insanın, doktora gidememesi gibi ciddi sonuçları da olabilmektedir. Böyle bir durumda uzman yardımı alınması acil bir ihtiyaç haline dönüşmektedir.

Her ne kadar hayvanlara ilişkin korkular, diğer insanlar tarafından makul karşılanabilse de, alışılmadık bazı fobileri olan insanların durumları daha zordur. Çünkü sosyal çevreleri çoğunlukla kendilerine gereken anlayışı sağlayamaz ve tepki gösterirler. Hem fobi sahibi olan kişilerin hem de yakınlarının fobileri mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olarak algılamaları önemlidir.

Fobiler, ender olarak tek başlarına ortaya çıkarlar.

Fobi sahibi olan kişilerde, çoğunlukla fobi rahatsızlıklarının yanı sıra, başka ruhsal rahatsızlıklar da görülür. Korku hastalarının yaklaşık olarak yüzde 60’lık bir bölümü ayrıca depresyon rahatsızlığından da şikayetçidirler. Fobi sahibi olan insanlarda aynı zamanda, ilaç, uyuşturucu veya alkol bağımlısı olma riski de önemli ölçüde artmaktadır.

Fobi sahibi insanların sayısı ne düzeydedir?

Fobilerin de dahil olduğu korku bozuklukları, en yaygın olarak görülen ruhsal rahatsızlıklardır. Kişinin korku bozukluğu rahatsızlığına yakalanma riski ve olasılığı, yaklaşık olarak yüzde 14 ile yüzde 29 arasındadır. Korku bozuklukları arasında, en sık rastlanan türü spesifik fobilerdir. Toplumun yaklaşık olarak yüzde onluk bir bölümü, spesifik fobilere sahiptir. Bu rahatsızlık, kadınlarda erkeklerin hemen hemen iki katı seviyesinde daha sık görülmektedir.

Diş Hekimi Korkusu

Diş doktoru korkusu da, spesifik fobiler arasında dikkate alınmaktadır. Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler, diş problemlerini tedavi ettirmek için  diş hekimi gitmekten çok korkarlar. Bu fobiye ilişkin daha fazla bilgi edinmek için, lütfen diş hekimi korkusu başlığı altındaki bölümü okuyunuz.

Fobiler: Semptomları

Bir fobinin ana semptomu, belirli durumlara veya nesnelere karşı sürekli güçlü ve aşırı bir korku hissedilmesidir. Fobi sahibi olan kişiler, ilgili durum ve nesnelerden giderek artan bir şekilde kaçınırlar. Bu tip bir kaçma ve kaçınma davranışı, tekrardan korkunun güçlendirilmesine neden olur. Bu korkulara, kalp çarpıntısı veya nefes alma güçlüğü gibi diğer şiddetli bedensel semptomlar da eşlik ettiğinde fobi sahibi kişinin ölüm korkusuna kapılmasına neden olabilir.

Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler, belirli bir durumdan veya belirli bir nesneden korkarlar veya belirli bir durumla veya belirli bir nesneyle karşılaşmaktan kaçınırlar. Ancak bu durumda  ne  agorafobi  ne de sosyal fobi söz konusu değildir.

Karın ve göğüs bölgesinde baş göstermesi olası diğer semptomlar ise şunlardır;

  • Nefes alma güçlüğü
  • İç daralması hissi
  • Göğüs kafesinde ağrılar veya aslında var olmayan ağrıları hissetme
  • Karın bölgesinde mide bulantısı ve rahatsızlık hissetme

Tipik ruhsal semptomları şunlardır;

  • Baş dönmesi, güvensizlik, halsizlik veya uyuşma hisleri
  • Nesnelerin gerçek olmadığı veya uzaklarda olduğu ve gerçekte orada olmadıkları duygusu (gerçeklik duygusunu yitirme ve kendi kendine yabancılaşma)
  • Kontrolünü kaybetme korkusu, aklını kaybetme veya delirme korkusu
  • Ölüm korkusu

Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler, belirtilen şikayetlere ek olarak, ayrıca sıklıkla sıcak basmaları veya soğuk titremelerinden ve benzer şekilde, his kaybı veya karıncalanma gibi hislerden şikayet ederler. Kişiler, bu semptomlar ve takip eden etkilerinden duygusal olarak etkilenirler. Ancak, yine de korkularının abartılı ve yersiz olduğunun farkındadırlar ve bunu bilirler.

Fobiler: Nedenleri ve Risk Faktörleri

Korku, atalarımızın yaşamlarında hayatta kalma bakımından çok önemli bir rol oynamıştır. Atalarımız için tehlikeli hayvanlar ve karanlık gerçekten büyük bir tehdit oluşturmuştur. Bu korkular, nesiller boyunca aktarılmıştır.  Her ne kadar günümüzde caddelerdeki trafik sorunları, günümüzde bizler için çok daha büyük bir tehlike oluşturuyor olsa da, hayvanlara ilişkin fobilere daha sık rastlanmaktadır. Bir fobinin oluşması, uzmanları öğrenme tecrübelerinin ve biyolojik ve psikososyal faktörlerin bir kombinasyonuna yönlendirmektedir.

Fobiler: Öğrenilmiş Korku

Bir fobinin başlangıcında, öğrenme süreci yer alır. Tehlike ve tehdit bakımından zararsız bir nesne veya durum, yaşanan kötü bir tecrübeye nedeniyle kişi tarafından olumsuz olarak değerlendirilir. Uzmanlar, bu süreci koşullanma olarak tanımlamaktadırlar.

Örnek olarak, diş rahatsızlığı olan bir kişi, diş hekimine gittiğinde kötü ve ağrılı bir tecrübe yaşadıysa, diş doktoru korkusu oluşabilir. Kişi, söz konusu ağrıyı, diş doktorunun muayenehanesindeki kokular ve seslerle ilişkilendirir. Bunun sonucunda kişide, diş hekimi ve diş tedavisi korkusu oluşur.  Olumsuz hislerin tedavi sırasında oluşmuş olması nedeniyle, diş hekimine bir sonraki gidişte veya sadece diş hekimini düşünmek bile, bu ağrıların tekrardan ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Ardından fobi sahibi olan kişide tehlikede olduğunu hissederek güçlü kalp çarpıntısı veya terleme gibi bedensel semptomlar da baş gösterebilmektedir.

Fobiler: Kaçınma

Hemen her insanın hoşlanmadığı birçok durum vardır. Fakat herkes bu durumlara karşı bir fobi geliştirmezler. Örneğin, çoğu insan, diş tedavisini pek hoş olmayan duygularla bağdaştırır hatta bu durumdan çoğu zaman korkarlar. Hastalıklı korku yani fobi durumu ancak fobi sahibi olan kişinin diş hekimi randevularına gitmemesi durumunda kendisini gösterir.

Kaçma ve kaçınma, bu korkuyu sürekli olarak daha da güçlendirir ve kişiyi kısır döngüye sokar.  Dental fobi olarak adlandırılan diş hekimi fobisi olan insanlar, diş hekiminin muayenehanesinin yakınlarında olmaktan bile korkarlar. Bu tip bir kaçma ve kaçınma davranışı, fobisi olan her hastanın uyguladığı bir strateji türüdür.

Fobiler: Modelden Öğrenme

Başta hayvan fobileri olmak üzere çoğu fobi, henüz daha çocukluk yıllarında başlarlar. Hayvan korkusunun oluşması için, çocuğun mutlaka bir hayvanla en az bir kez şahsen kötü bir tecrübe yaşamış olmasını gerekmektedir. Çocuklar, korku durumundaki davranış tarzını yetişkinlerden öğrenirler. Bu durum “Modelden Öğrenme” terimi ile ifade edilir.

Çocuklar, tehlike değerlendirmesi konusunda anne ve babalarına güvenirler. Çocuk, bir köpeğe bakarken, annesinin gözünde endişe oluştuğunu gözlemlerse nedenini bilmeden bu korkuyu kendisi de hissedebilir. Yetişkinlik yıllarında bile, örneğin medya haberlerine karşı bir fobi gelişebilmektedir. Peki, neden kötü deneyimler yaşayan herkeste fobiler gelişmiyor?

Fobiler: Korkunun Biyolojik Kökleri

Bazı insanlar, diğer insanlara kıyasla fobi edinmeye daha yatkındırlar. Bu nedenle, muhtemelen biyolojik faktörlerin de söz konusu yatkınlığın (hassasiyetin) üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Aile bireyleri arasında ve ikiz kardeşler üzerinde yapılan araştırmalar, bu yatkınlığın kısmen genetik olduğunu göstermektedir.

Benzer şekilde, beyindeki aktarma görevlerini yerine getiren serotonin, norepinefrin, dopamin ve gama-aminobütirik asit (GABA) seviyeleri arasındaki eşitsizlik de korkuları etkilemektedir. Aynı zamanda, fizyolojik özellikler de fobileri destekleyebilmektedir. Örneğin, düşük tansiyon sahibi olan insanlar, stres durumlarında çabucak baş dönmesi yaşarlar ve bu durum kişilerde korku bozukluğu gelişmesine neden olabilir.

Bu biyolojik faktörler, korku rahatsızlığının gelişmesi bakımından yatkınlık oluşmasına neden oluşturur. Ancak eğitim ve çevresel faktörlerin etkileri, temel tetikleyici faktörler olarak belirleyici unsurlardır.

Fobiler: Psikososyal Faktörler

Uzmanlar, fobilerin oluşumu üzerinde genellikle yetiştirme tarzının etkili olduğunu düşünmektedir. Çocuklardaki korku bozuklukları ile anne ve babalarının kontrol eden ve benzer şekilde daha az duyarlılık gösteren davranışları arasında bir ilişki olduğunu, düşünmektedirler. Anne babasıyla aralarında güven bağı olmayan çocukların, ileride bir korku bozukluğu rahatsızlığına yakalanma riski daha yüksek görülmektedir.

Aynı zamanda, kişinin karakteri ve mizacı da bu kapsamda önemli rol oynamaktadır. Korkmaya yatkınlığı olan kişiler, diğer kişilere kıyasla fobi rahatsızlıklarına daha yatkındırlar. Bu kişiler, çok çabuk korkarlar ve düşünceleri ve dikkatleri muhtemel olumsuzluklara yönlenmiştir. Bu nedenle de zararsız durumları bile tehlikeli olarak değerlendirebilirler.

Korkmaya yatkınlığı olan kişilerin daha çocukluk yaşlarından korkmaya eğilimli oldukları gözlenebilir. Çocukların korktuklarında, sakinleştirilmeleri oldukça zordur ve genellikle çekingendirler. Uzmanlar, bu özellikleri “Davranış Çekingenliği” terimi ile ifade ederler.

Fobiler: Araştırmalar ve Teşhis

Diğer hastalıkların elimine edilmesi için, ilgili kişinin bedensel fiziki muayenesi de yapılır. Kural olarak, bu muayenede kan örneği alınıp incelenir. Elektrokardiyogram (EKG) incelemesi yapılır. Ultrasonla tiroit bezleri incelenir ve kan değerleri tetkik edilir. Manyeto rezonans tomografisiyle (MRT), korkuların nedeni olabilecek beyindeki hastalıklı değişiklikler de ayrıca incelenir.

Psikoterapist, ruhsal bozukluğun tam ve kesin teşhisinden ve doğru tedavinin belirlenmesinden sorumludur. Bu nedenle, örneğin bir depresyon gibi, başka ruhsal bozuklukların da mevcut olup olmadığının kontrol edilmesi önemlidir. Ruhsal sağlığa yeniden kavuşulması için, olası diğer psikolojik rahatsızlıkların mutlaka yine benzer şekilde tedavi edilmeleri gerekmektedir.

Fobileri teşhis etmek için terapist, semptomların önemli özelliklerini araştıran klinik anketlere odaklanır. Psikoterapist, spesifik fobiyi teşhis etmek için aşağıdaki soruları, yöneltebilir:

  • Çok korktuğunuz belirli objeler veya durumlar var mı? (örneğin; yükseklik, örümcekler, kan veya daha başka şeyler)
  • Bu objeleri veya durumları düşündüğünüzde veya bunlarla temas ettiğinizde, ne gibi bedensel tepkiler hissediyorsunuz? (örneğin; kalp çarpıntısı, terleme veya ağızda kuruluk)
  • Korkularınızın abartılı olduğunu, düşünüyor musunuz?
  • Korkularınız, belirli bir objeyle veya bir durumla sınırlı mı?

Anne ve babaların, çocuklarının bir fobisi olduğundan şüphelenmeleri durumunda, terapist, öncelikli olarak bu korkuların çocuğun yaşına bağlı bir durum olup olmadığını veya gerçekten tedavi uygulanmasının gerekli olup olmadığını inceler. Zira, çocukların yansıttıkları bazı korkular, normal gelişim süreçlerinin bir parçasıdır.

Fobiler: Tedavi

Korku bozuklukları, genel olarak psikoterapi uygulamaları ve ilaç kullanımı yoluyla tedavi edilirler. Spesifik fobilerin tedavisi içinse, uzmanlar tarafından sadece psikoterapi önerilmektedir. Çünkü ilaç tedavisinin yarar ve etkilerine ilişkin güvenilir kanıtlar mevcut değildir. Tercih edilen yöntem, kognitif davranış terapisi kapsamında uygulanan maruz kalma terapisidir.

Spesifik fobilerin tedavisi için, genel olarak ayakta tedavi yeterli olmaktadır. Başka ruhsal bozuklukların bulunmaması durumunda, bu tip fobilerin üstesinden gelinmesi için, sadece birkaç terapi oturumu yeterli olabilmektedir.

Fobiler: Korkuyla Yüzleşme

Maruz kalma terapisinin asıl amacı, hastanın korularıyla yüzleşerek, bunların gerçekçi olmadıklarını tecrübe ederek, üstelerinden gelebilmesinin sağlanmasıdır. Fobi sahibi olan kişinin fobi nedeniyle kaçındığı durumları, terapistle birlikte incelemesi ve araştırması gerekmektedir.

Maruz kalma uygulamaların başlangıcında, hasta büyük bir endişe ve güçlü fiziki bedensel semptomlar yaşayacaktır. Ancak hasta, bu olumsuz duygulara dayandığında, bunların giderek azaldığını fark edecektir. Bu sayede, hasta yeni deneyimler kazanacaktır. Korkunun kaybolduğunu, korkuya dayanabileceğini ve kontrol edebileceğini öğrenecektir. Kazanılan bu yeni deneyimler,  kişinin eski korkuların yerini alırlar ve korku ve endişe seviyelerini, artık makul ölçülere düşürebilmelerini sağlarlar.

Burada önemli olan, uygun vakit geldiğinde, hastanın korkularına neden olan objeyle tek başınayken de yüzleşebilmesidir. Zira, ancak bu sayede hastanın başkalarından yardım almadan da korkularıyla baş edebildiği ve kendisine olan güvenini tekrar geri kazandığı, somut olarak tespit edilebilmektedir.

Yüzleşme uygulaması, bazı kimseler için içerisinde köpeklerin olduğu bir parkta yürümek anlamına gelirken, bazıları içinse asansöre binme ihtiyaçlarının üstesinden gelmek anlamına gelmektedir. Gündelik hayat içerisinde bu kadar kolay olan durumlar için, günümüzde sanal gerçekliğin kullanıldığı maruz kalma terapileri de uygulanmaktadır. Bu kapsamda, hastalar içerisinde güvenle hareket edebilecekleri bir dünyaya için, VR (Sanal Gerçeklik) gözlükleri kullanırlar.

Bu yöntem, genellikle uçuş ve yükseklik korkusu uygulamaları için kullanılmaktadır. Hastalar, uçağın kalkış ve iniş durumları dahil olmak üzere, eksiksiz bir uçuş deneyimleyebilirler veya çok yüksek bir binaya şahsen tırmanma hissini neredeyse birebir tecrübe edebilirler. Maruz kaldıkları bu korku ve endişeler, sadece birkaç seansın ardından azalmaktır. Çünkü davranış değişiklikleri, aynı zamanda düşüncelerin de değişmesini sağlar.

Hipnoz ve bunun terapi olarak kullanılmasında Hipnoterapi sayesinde bir çok Fobi’nin üstesinden gelinebilinmektedir. Bu bağlamda Psikoterapist’in uygulayacağı Hipnoz seansları sayesinde Fobiler’den kurtulmak çok kolaydır.

Fobiler: Düşüncelerin Yeniden Yapılandırılması

Kognitif davranış terapisi, aynı zamanda kognitif değerlendirmelere yönelik olarak şu ana kadar oluşmuş olan önceki soruları da kapsar. Fobileri olan insanlar, tehlikeyi gözlerinde büyütür ve abartırlar. Zararsız durumları, zihinlerinde büyük bir tehdide dönüştürürler. Terapist, fobi sahibi olan kişiye planlanmış sorular yönelterek, olumsuz düşüncelerin gerçekçi yorumların yardımıyla değiştirilmesine yardımcı olurlar.

Fobiler: Nüksetme Riskinden Korunma

Kişi, terapi sona erdikten sonra da, korktuğu durumlarla düzenli olarak yüzleşmeye devam etmelidir. Güçlü korkular, tekrardan baş gösterse bile, umutsuzluğa düşülmemelidir. Rahatsızlığın nüksetme olasılığıyla daima karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle, paniğe kapılmak gereksizdir. Aksine böyle bir durumda psikoterapi kapsamında öğrenilen stratejiler hatırlanmalıdır. Korkunun daha güçlenmesi durumunda, kişinin tekrardan psikoterapiste başvurması gerekecektir. Bu başvuru, rahatsızlığın şiddetinin bir göstergesidir. Korkularının karşısında duran kişi, korkuyu kontrol altında tutar.

(Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.)

Abdullah ÖZER

(Sosyal Hizmet Uzmanı, Klinik Psikoloji Uzmanı, Aile Danışman)

Ebru ÖZER

(Uzman Psikolog, Klinik Felsefeci, Aile Danışmanı)

KAPAT
ÖN KAYIT FORMU
Formu doldurun en kısa süre içerisinde biz sizi arayalım